Cumhurbaşkanı Erdoğan: Soykırımın hesabı sorulacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Soykırımın hesabı sorulacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'da 'AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, "Parklarda, okullarda, hastanelerde, köylerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Gazze'de bir soykırım yaşandı. Halen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'da 'AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, "Parklarda, okullarda, hastanelerde, köylerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Gazze'de bir soykırım yaşandı. Halen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak" dedi.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar: Her zaman olduğu gibi görevlerini yüksek bir hassasiyetle icra eden emniyet birimlerimize bir kez de sizlerin huzurunda tebriklerimi iletiyorum. Kameraları, mikrofonları, teknik ekipmanlarıyla milletimizin doğru, tarafsız ve güvenilir habere erişebilmesi için fedakârca çalışan basın mensuplarımızı ayrıca kutluyorum. Bizleri samimiyetle bağrına basan Sapancalı, Sakaryalı vatandaşlarıma bu güzel ve kıymetli ev sahiplikleri için tek tek şükranlarımı sunuyorum.
Değerli kardeşlerim, dün açılış konuşmamda da belirttim. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarak Türkiye'de yepyeni bir sayfa açtık. AK Parti, Türk siyasetini pek çok yenilikle tanıştırdı. Türkiye'yi dönüştürdü. Siyaset kurumuna yeni bir soluk, yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırdı. Bilhassa istişareyi farklı bir yaklaşımla ele aldık ve bu tarzı siyasetimizin tam merkezine oturttuk. Kamplarımızın en önemli özelliği, istişareyi geleneksel hâle getirmesi ve kurumsal bir zemine kavuşturmasıdır.
"25 YILDIR İLKELERİMİZDEN TAVİZ VERMEDİK"
Şunu bir defa açıkça söylemek isterim. Bugün her aşaması başarılarla dolu çeyrek asırlık bir destandan söz ediyorsak bunda milletimizle inşa ettiğimiz gönül köprüleri kadar meşverete verdiğimiz önemin de büyük payı vardır. Çeyrek asırlık bu destanın her sayfasında, her türlü öneriye ve her türlü yapıcı eleştiriye kapımızı açık tutmamız vardır. Millet bizi hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekmeyi prensip edinmemiz vardır. Ak saçlılarımızın tecrübesiyle gençlerimizin dinamizmini aynı zeminde birleştirme, aynı potada eritme kabiliyetimiz vardır. Türkiye'nin bütün renklerini partimizin çatısı altında buluşturma vasfımız vardır. AK Parti'nin, dün de dediğim gibi, bir Türkiye kitabı olması vardır. 25 yıldır bu ilkelerimizden taviz vermedik.
Şurası da son derece önemlidir. Artık kendi alanında ülkemizde ve dünyada bir markaya dönüşen istişare ve değerlendirme toplantılarımız, en geniş katılımlı platform kimliğiyle her zaman özel bir konuma sahip oldu. Yer seçiminden hazırlık çalışmalarına, içeriğinden temasına, şarkısından oturumlarda ele alınacak konulara kadar hep çok titiz davrandık. Hiçbir detayı atlamadık. Hiçbir boşluk bırakmadık. En verimli, en doyurucu şekilde geçmesi için çok titiz bir çalışma yürüttük.
Değerli kardeşlerim, burada da istişare mekanizmasını iki gün boyunca tüm unsurlarıyla çalıştırmaya gayret ettik. Dün Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz ve yol arkadaşlarımız, partimizin temel politikaları ve stratejik vizyonu doğrultusunda kapsamlı fikir teatisi gerçekleştirdi. Parti politikaları oturumlarında hem kurumsal hafızamız hem de geleceğe dönük hedeflerimiz ayrıntılı bir şekilde değerlendirildi. Gözden geçirildi. Genel merkez çalışmalarımızın da ele alındığı bu oturumlardaki katkı ve önerilerin tamamını, partimizin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını oluştururken öncelikli surette göz önünde bulunduracağız. Güvenlik, kalkınma, ekonomi ve toplum gibi çeşitli başlıklarda tertiplenen ortak akıl oturumlarında ise bakan arkadaşlarımız ve genel başkan yardımcılarımız katılımcılarla mevcut çalışmalarını paylaştılar. Bakanlıklarımızın faaliyetlerine yönelik sahadan gelen talep, öneri ve eleştirileri tek tek not ettik. Sorulara ayrıntılı cevaplar verildi. Dün akşam 28. Dönem milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleştirilen Meclis Parti Grubu Çalışmaları ve Değerlendirmeleri Oturumu son derece verimli ve amaca matuf bir şekilde başarıyla icra edildi. Genel istişare ve değerlendirme oturumunda katılımcılar, kabine üyelerimize hem sorularını yönelttiler hem temsil ettikleri şehirlerin sorunlarını ilettiler. Hem de değerlendirmelerini samimiyetle dile getirdiler.
"HER AÇIDAN DOLU DOLU BİR İKİ GÜN GEÇİRDİK"
Biz de bu süreçte arkadaşlarımızla görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Sahadan aktardıkları geri bildirimleri aldık. Milletimize nasıl daha iyi hizmet edebileceğimizi kendileriyle mütalaa ettik. Gerekli talimatları verdik. Allah'a hamdolsun. Her açıdan dolu dolu bir iki gün geçirdik. AK Parti'nin mutfağının Türkiye'ye yön verecek politika üretme, fikir ve paradigma üretme kapasitesine sahip olduğunu bir kere daha gördük. Gerek soru ve sunumlarıyla, gerek fikirleriyle, gerekse teklif ve tenkitleriyle toplantımıza katkı yapan tüm arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Organizasyonun başarıyla icrasında emeği geçen Genel Sekreterlik birimimiz ile Tanıtım ve Medya Başkanlığımızı ayrıca tebrik ediyorum. 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın bir kez daha partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz ediyorum.
Değerli arkadaşlarım. Bundan yedi buçuk asır evvel Yunus Emre, arı duru Türkçesiyle şöyle seslenmişti. "Yol odur ki doğru vara. Göz odur ki hakkı göre. Er odur alçakta dura. Yüceden bakan göz değil." Bizler de 25 sene önce millete hizmet yolculuğuna bu niyetlerle koyulduk. Biz bu yola revan olurken neye talip olduğumuzu bilerek çıktık. Çıkar birliği değil, kader birliği yaparak çıktık. Merhum üstadımız Necip Fazıl hani diyor ya. "Perdenin ardı perde. Perdenin ardı perde. Her siper aşıldıkça gaye öbür siperde." İşte biz de bir siperi aştığımızda önümüzde yeni ufuklar açıldı. Bir engeli aştığımızda önümüzde daha büyük hedefler belirdi. Elbette çok ağır bedeller ödedik. Çok büyük duvarlarla karşılaştık. Ama her defasında önümüze çekilen setleri tek tek devirerek, karşımıza çıkarılan bariyerleri tek tek yıkarak bugünlere geldik.
"HİÇBİR HÜKÜMETE NASİP OLMAYAN BÜYÜK BİR BAŞARI HİKAYESİNE İMZA ATTIK"
Bu aziz millet bizlere 25 sene önce kutsal bir emanet yüklemişti. Bu millet bize yüreğini vermiş, kalbini vermiş, gönlünü vermiş, hepsinden önemlisi bu kadroya özlemlerini ve hayallerini emanet etmişti. Allah'a hamdolsun. O emanete bugüne kadar gölge düşürmedik. AK Parti olarak hep birlikte çeyrek asırda, Cumhuriyet tarihinde başka hiçbir hükümete nasip olmayan büyük bir başarı hikâyesine imza attık. Büyük bir gururla ifade etmek istiyorum, değerli kardeşlerim. Çeyrek asırlık bu kutlu yolculukta sizlerle omuz omuza olmak, birlikte yorulmak, birlikte ter dökmek, en çetin mücadelelere birlikte girmek, bir yol arkadaşınız, bir dostunuz olarak beni ziyadesiyle mutlu etmiştir. Böyle bir hareketin neferi olduğum için, böyle bir partinin genel başkanı olduğum için, çeyrek asırlık destanın parçası olduğum için hep şeref duydum. Kıvanç duydum. Aldığım her nefeste Rabbime hamdettim. Bilmenizi isterim ki bir kardeşiniz olarak ben, siz kardeşlerimden razıyım. İnanıyorum ki bu millet de sizlerden razıdır. Millet için, memleket için, ülkemiz için, Türkiye'nin genç nesilleri, gözleri umutla parlayan çocukları için çıktığımız bu yolda sizlerle birlikte kol kola, yürek yüreğe daha nice seneler yürümeye inşallah devam edeceğiz.
TÜRK NEREDE BEKLENİYORSA, YOLU NEREDE GÖZLENİYORSA ORADA OLMAYA GAYRET ETTİK"
Değerli yol ve dava arkadaşlarım, Rabbim kadro olarak bizlere bu ülke ve millete hizmet etme bahtiyarlığı nasip etti. 25 yıl önce milletin umudu olarak yola çıkmıştık. Ama bugün sınırlarımız dışında yaşayan yüz milyonların da umut kaynağı hâline geldik. Şimdi değerli kardeşlerim, Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız sırasında sizlerle birlikte ülkemizin 81 vilayetini defalarca ziyaret ettik. Daha önce hiçbir siyasetçinin gitmediği ilçelere, beldelere ve köylere beraberce gittik. Uzak, yakın demedik. Yağmur, çamur demedik. Güneş, yaz, ayaz demedik. Türkiye'yi bir baştan diğer başa pek çok kez dolaştık. Sadece Türkiye'de değil, bölgemizden başlayarak Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Doğu'dan Türk dünyasına dünyanın dört bir yanına ziyaretler gerçekleştirdik. Aynı şekilde bunların da önemli bir kısmı daha önce hiç gidilmeyen, hiç ziyaret edilmeyen yerlerdi. En sıkıntılı zamanlarında Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Arakan'daki kardeşlerimizin yürek dağlayan dramını dünyaya duyurduk. Sel felaketi ile sarsılan Pakistan halkının zor günlerinde yanında olduk. İsrail'in devlet terörü karşısında Filistinli kardeşlerimize destek verdik. Biz gidemezsek ailemiz gitti. Arkadaşlarımız gitti. Diplomatlarımız, resmî kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, özel temsilcilerimiz gitti. İç siyasette Ankara'yı, Türkiye'yi dünyaya açtık. Yıllarca ihmal edilmiş, yok sayılmış, yıllarca Türkiye'nin kapsama alanı dışında bırakılmış kardeş coğrafyalarla kucaklaştık. Mazlumlara el uzattık. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa tüm imkânlarımızla orada olmaya gayret ettik.
"GAZZE'NİN, ŞAM'IN UMUDU SİZLERSİNİZ"
Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün şu gerçeği bir kez daha tüm samimiyetimle, tüm yüreğimle burada siz dostlarımın huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu belagat olsun diye değil, gittiğim, gördüğüm, ziyaret ettiğim yerlerde bizzat şahitlik ettiğim için söylüyorum. AK Parti mensuplarından çok daha büyük bir harekettir. AK Parti kadroları olarak hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz. Ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umududur. Emin olunuz. Gazze'nin yegâne umudu sizlersiniz. Ayağa kalkmakta olan Şam'ın umudu sizlersiniz. Küllerinden yeniden doğan Halep'in umudu sizlersiniz. Hartum'un, Beyrut'un, Trablusşam'ın, Trablusgarp'ın umudu sizlersiniz. Unutmayın. Lefkoşa size bakıyor. Bakü size bakıyor. Saraybosna, Üsküp, Bağdat, Basra size bakıyor. Unutmayın. Biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz.
"SOYKIRIMIN HESABI HİÇ ŞÜPHE YOK Kİ SORULACAK"
Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de kardeş coğrafyalarında ümmetin de vebali üzerindedir. Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır. Bizim mazlumlara ödenecek borcumuz vardır. Bizim mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır. Bakınız. Gazze'de bir arabada yakınlarının cesetleri arasında sıkışmış hâlde ambulans bekleyen, bu sırada sağlık çalışanı ile birlikte dua eden, Kur'an okuyan Hint Recep yavrumuzu kasten öldürdüler. Annesinin emzirdiği bebeği nişan alarak kasten öldürdüler. Parklarda, okullarda, hastanelerde, köylerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Orada, Gazze'de bir soykırım yaşandı. Hâlen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak. Sorulacak. Sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak.
Kardeşlerim. Tüm kalbimle söylüyorum. Yükünüz çok ağır. Ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hint Recep'in o güzel gözleri, o masum gözleri gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül'ü hatırlayın. Aybüke Yalçın'ı hatırlayın. Ayşe Nur Alkan'ı hatırlayın. Mehmet Selim Kiraz'ı hatırlayın. Ömer Halisdemir'i, Halil Kantarcı'yı hatırlayın. Şehit Mustafa Cambaz'ı hatırlayın. 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan koparılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu kadro, bu aziz kadro bugüne kadar Hazreti Peygamber'in aleyhissalatu vesselam, ehlibeytin, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin, din, vatan ve bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir.
Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak, daha çok gayret etmektir. Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız. Her büyük şehirde, ilde, ilçede, beldede, köyde teşkilatımızın en az bir üyesiyle tokalaşmayan, konuşmayan, tanışmayan kimse kalmayacak. Medya tamam. Sosyal medya tamam. Ama bizim hareketimiz ruh ve muhabbet üzerine kuruludur. Unutmayın. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl. Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl? Biz gönüller yaparak, gönüller kazanarak bugünlere geldik. Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhâl olacak. Bize geleni başımızın tacı edeceğiz. Bize gelmeyeni gidip arayıp bulacak, hâl hatır soracak, derdini dinleyeceğiz. Tebrik ve takdirler kadar, hatta onlardan daha da fazla eleştirilere kulak vereceğiz. Kibirden özellikle uzak duracağız. Tevazuyu elden bırakmayacağız. İktidar partisi demek hacet kapısı, dert kapısı, derman kapısı demektir. Vatandaşlarımızın ilettiği sorunlara bigâne kalmayacak, çare bulmaya çalışacağız. Çare bulamıyorsak imkânlarımızı daha da zorlayacağız. Allah'ın izniyle çeyrek asırlık destana yeni zaferler eklemeye hep birlikte devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kampımızın her aşamasında payı ve emeği bulunan, toplantımıza katkı veren tüm kardeşlerime tekrar şükranlarımı sunuyorum. Yeniden buluşmak temennisiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun. Var olun. Allah'a emanet olun.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
