Zafer Şahin
Köşe Yazarı
Zafer Şahin
 

O ahtapot FETÖ mü?

Tarih 16 Mayıs 2025.. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul merkezli yolsuzluk operasyonları için “Ahtapot’un kolları” benzetmesi yapıyor. İlginçtir bu benzetme en çok dönemin CHP üst yönetimi ve kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaati yöneten Alihan Kuriş ve ekibini rahatsız ediyor! Çünkü o konuşma bir işaret fişeği. Belediyeleri, yargıyı, medyayı, siyaseti, bürokrasiyi zehirli bir sarmaşık gibi saran ve yurt dışı ağı da tespit edilen ahtapotun deşifre edildiği mesajını veriyor Cumhurbaşkanı. Hayat ileri bakarak yaşanır ama geriye bakarak anlaşılır. Bugünün Türkiye’sinde yaşananları anlamak için de filmi 15 ay geriye sarmak gerekiyor. Erdoğan, İstanbul merkezli başlayan soruşturmaları değerlendirirken meseleyi yalnızca belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla sınırlamamıştı. Çok daha geniş bir yapıdan söz etmişti: “Yapılan işlerin yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını aşarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığı anlaşılıyor.” Asıl dikkat çekici bölüm ise devamındaydı: “Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor.” Bugünden geriye baktığımızda bu sözlerin üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Çünkü 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin önündeki en büyük yanılgılardan biri, FETÖ’nün yalnızca kendi tabelası, kendi kurumları ve bilinen kadroları üzerinden varlığını sürdüreceğini düşünmek olurdu. Oysa FETÖ’nün en önemli özelliklerinden biri zaten gizlenmek, renklendirmek, başka yapılara sızmak ve gerektiğinde kendisini başka kimliklerin arkasında görünmez hale getirmekti. 15 Temmuz sonrasında örgütün açık alanı daraldı. Okulları kapatıldı, şirketlerine el konuldu, bürokrasideki kadroları büyük ölçüde tasfiye edildi, bilinen yapılanması ağır darbe aldı. Peki örgüt tamamen ortadan kalktı mı? Bence bugün sorulması gereken soru budur. Çünkü son dönemde yürütülen farklı soruşturmalarda karşımıza çıkan tablo, birbirinden bağımsız görünen yapıların arkasındaki ilişkiler ağının daha dikkatli incelenmesini zorunlu kılıyor. Erdoğan’ın 2025’te tarif ettiği ahtapotun kolları tam olarak bu alanlara uzanıyordu. İşte bugün asıl tartışılması gereken nokta burasıdır. Ahtapotun adı FETÖ mü? Bundan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü Ahtapot’un iş tutma biçimiyle FETÖ’nün iş tutma biçimi birebir aynı! İkisi de kendi mensuplarını gerektiğinde başka siyasi kimliklerin içine yerleştiriyor. Bir dönem birbirine düşman görünen gruplarla ayrı ayrı ilişkiler kuruyor. İş dünyasında finans ağı oluşturuyor. Medyada algı alanları açıyor. Bürokraside kritik noktalara adamlarını yerleştiriyor. Dini yapıları ve STK’ları ustalıkla kullanıyor. Ve bütün bunları birbirinden bağımsızmış gibi gösteriyor! Dolayısıyla bugün yapılan operasyonları sadece “bir belediyeye operasyon”, “bir cemaate operasyon”, “bir suç örgütüne operasyon” şeklinde ayrı ayrı okumak bizi büyük resmi görmekten uzaklaştırabilir. Belki de devletin yaptığı tam tersidir: Ahtapotun kollarını tek tek takip ederek gövdeye ulaşmaya çalışmak. Efendim.. Her şeyi de FETÖ’ye bağlamayalım! Doğru bir itiraz bu. Ama şu gerçeği de unutmamak lazım. FETÖ artık bildiğin FETÖ gibi değil. Tam da bu yüzden en az eskisi kadar, belki de eskisinden daha tehlikeli. Çünkü devlet için de millet için de en büyük tehdit, kendisini devletten saklamayı başarabilen örgüttür.
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı
Zafer Şahin

O ahtapot FETÖ mü?

Tarih 16 Mayıs 2025..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul merkezli yolsuzluk operasyonları için “Ahtapot’un kolları” benzetmesi yapıyor.

İlginçtir bu benzetme en çok dönemin CHP üst yönetimi ve kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaati yöneten Alihan Kuriş ve ekibini rahatsız ediyor!

Çünkü o konuşma bir işaret fişeği. Belediyeleri, yargıyı, medyayı, siyaseti, bürokrasiyi zehirli bir sarmaşık gibi saran ve yurt dışı ağı da tespit edilen ahtapotun deşifre edildiği mesajını veriyor Cumhurbaşkanı.

Hayat ileri bakarak yaşanır ama geriye bakarak anlaşılır. Bugünün Türkiye’sinde yaşananları anlamak için de filmi 15 ay geriye sarmak gerekiyor.


Erdoğan, İstanbul merkezli başlayan soruşturmaları değerlendirirken meseleyi yalnızca belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla sınırlamamıştı. Çok daha geniş bir yapıdan söz etmişti: “Yapılan işlerin yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını aşarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığı anlaşılıyor.”

Asıl dikkat çekici bölüm ise devamındaydı:

“Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor.”

Bugünden geriye baktığımızda bu sözlerin üzerinde özellikle durmak gerekiyor.

Çünkü 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin önündeki en büyük yanılgılardan biri, FETÖ’nün yalnızca kendi tabelası, kendi kurumları ve bilinen kadroları üzerinden varlığını sürdüreceğini düşünmek olurdu.

Oysa FETÖ’nün en önemli özelliklerinden biri zaten gizlenmek, renklendirmek, başka yapılara sızmak ve gerektiğinde kendisini başka kimliklerin arkasında görünmez hale getirmekti.

15 Temmuz sonrasında örgütün açık alanı daraldı. Okulları kapatıldı, şirketlerine el konuldu, bürokrasideki kadroları büyük ölçüde tasfiye edildi, bilinen yapılanması ağır darbe aldı.

Peki örgüt tamamen ortadan kalktı mı?

Bence bugün sorulması gereken soru budur.

Çünkü son dönemde yürütülen farklı soruşturmalarda karşımıza çıkan tablo, birbirinden bağımsız görünen yapıların arkasındaki ilişkiler ağının daha dikkatli incelenmesini zorunlu kılıyor.

Erdoğan’ın 2025’te tarif ettiği ahtapotun kolları tam olarak bu alanlara uzanıyordu.

İşte bugün asıl tartışılması gereken nokta burasıdır.

Ahtapotun adı FETÖ mü?

Bundan hiç şüpheniz olmasın.

Çünkü Ahtapot’un iş tutma biçimiyle FETÖ’nün iş tutma biçimi birebir aynı!

İkisi de kendi mensuplarını gerektiğinde başka siyasi kimliklerin içine yerleştiriyor.

Bir dönem birbirine düşman görünen gruplarla ayrı ayrı ilişkiler kuruyor.

İş dünyasında finans ağı oluşturuyor.

Medyada algı alanları açıyor.

Bürokraside kritik noktalara adamlarını yerleştiriyor.

Dini yapıları ve STK’ları ustalıkla kullanıyor.

Ve bütün bunları birbirinden bağımsızmış gibi gösteriyor!

Dolayısıyla bugün yapılan operasyonları sadece “bir belediyeye operasyon”, “bir cemaate operasyon”, “bir suç örgütüne operasyon” şeklinde ayrı ayrı okumak bizi büyük resmi görmekten uzaklaştırabilir.


Belki de devletin yaptığı tam tersidir:

Ahtapotun kollarını tek tek takip ederek gövdeye ulaşmaya çalışmak.

Efendim.. Her şeyi de FETÖ’ye bağlamayalım!

Doğru bir itiraz bu. Ama şu gerçeği de unutmamak lazım.

FETÖ artık bildiğin FETÖ gibi değil.

Tam da bu yüzden en az eskisi kadar, belki de eskisinden daha tehlikeli.

Çünkü devlet için de millet için de en büyük tehdit, kendisini devletten saklamayı başarabilen örgüttür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishdailynews.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.