Reklam kod içeriği yüklenmemiş.
Salih Tuna
Köşe Yazarı
Salih Tuna
 

Kendisi de rehin

BD Başkanı Trump "Savaşlardan çekileceğim" vaadiyle geldi ama çok geçmeden Siyonist networkün kucağına düştü. Zaten FBI'ın "CHS" koduyla sızdırdığı raporlar, koca bir devletin iradesinin nasıl ipotek altına alındığının belgesi niteliğindeydi. Mezkûr rapordaki ifade de gayet netti: "Trump ele geçirildi (compromised)." Kudüs kararından "Yüzyılın Anlaşması" diye pazarlanan Filistin'i İsrail'e peşkeş çekmeye, İran nükleer anlaşmasından çekilmekten hâlihazırdaki İran kuşatmasına kadar her şey özünde Amerikan stratejisi değil, ödenmesi zorunlu şantaj taksitleriydi. Şantajı kim mi yapıyor? Olan bitene bakarsanız şak diye bulursunuz. *** Jeffrey Epstein meselesini hâlâ magazinsel bir sapkınlıktan ibaret zanneden varsa FBI tutanaklarını aklına düşürsün. Artık şuncağızı tartışamayız: Epstein sadece milyarder bir sapık değil Mossad adına çalışan istihbarat aparatıydı. Görevi de küresel elitleri devşirmek ve kasetle rehin almaktan ibaretti. Prof. Alan Dershowitz gibi devşirilen isimler, nüfuzlu ailelerin çocuklarını Siyonist yapının insan kaynağı olarak bizzat Harvard koridorlarında yetiştirdi. Tezgâhın finansal ayağı ise daha da vahim. Siyonistlerin finans ayağı Fed ve Wall Street arasındaki o karanlık koridorlarda inşa edilmiş. Doların İsrail'in rakiplerini boğmak için kullanılan bir kırbaçtan farkı kalmadı. SWIFT sistemi üzerinden İran'a uygulanan mali abluka, Amerikan halkının değil, İsrail'in İran'ı yıkıma uğratma arzusunun bir sonucu. Pentagon, İsrail'in (en çok da ABD'deki İsrail'in) elinde sadece bir koçbaşı. Amerika'nın İran'ı hedef alan "maksimum baskı" stratejisi, aslında Amerikan finans sisteminin Tel Aviv'in bölgesel ajandasına hizmet eden bir lobi aracına dönüştüğünün resmidir. *** Yalçın Küçük bir defasında (galiba Sabetaycılık bahsindeydi) Türkiye'nin modernleşme tarihinin Yahudiler ile Hıristiyanların savaşı olduğunu, Türklerin bu savaşta sadece piyade vazifesi gördüğünü dile getirmişti. Bundan mülhem, Amerika'daki mücadelenin Hıristiyanlar ile Yahudiler arasında değil, Yahudiler ile Yahudiler arasında geçtiğini söylemek mümkün. İsrail'in eski başbakanı Ehud Barak'ın Epstein'ın New York'taki dairelerinde yatıp kalkması ve istihbarat trafiğini yönetmesi dahil Epstein dosyalarıyla ortalığa saçılan bilumum pislikler bunun ifadesidir. Hülasa edecek olursak... ABD tüm dünyayı rehin almaya çalışıyor; lakin kendisi de Netanyahularla malul soykırımcı Siyonistlerin elinde rehin.
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı
Salih Tuna

Kendisi de rehin

BD Başkanı Trump "Savaşlardan çekileceğim" vaadiyle geldi ama çok geçmeden Siyonist networkün kucağına düştü.
Zaten FBI'ın "CHS" koduyla sızdırdığı raporlar, koca bir devletin iradesinin nasıl ipotek altına alındığının belgesi niteliğindeydi.
Mezkûr rapordaki ifade de gayet netti: "Trump ele geçirildi (compromised)."
Kudüs kararından "Yüzyılın Anlaşması" diye pazarlanan Filistin'i İsrail'e peşkeş çekmeye, İran nükleer anlaşmasından çekilmekten hâlihazırdaki İran kuşatmasına kadar her şey özünde Amerikan stratejisi değil, ödenmesi zorunlu şantaj taksitleriydi.
Şantajı kim mi yapıyor?
Olan bitene bakarsanız şak diye bulursunuz.

***

Jeffrey Epstein meselesini hâlâ magazinsel bir sapkınlıktan ibaret zanneden varsa FBI tutanaklarını aklına düşürsün.
Artık şuncağızı tartışamayız: Epstein sadece milyarder bir sapık değil Mossad adına çalışan istihbarat aparatıydı.
Görevi de küresel elitleri devşirmek ve kasetle rehin almaktan ibaretti.
Prof. Alan Dershowitz gibi devşirilen isimler, nüfuzlu ailelerin çocuklarını Siyonist yapının insan kaynağı olarak bizzat Harvard koridorlarında yetiştirdi.
Tezgâhın finansal ayağı ise daha da vahim.
Siyonistlerin finans ayağı Fed ve Wall Street arasındaki o karanlık koridorlarda inşa edilmiş. Doların İsrail'in rakiplerini boğmak için kullanılan bir kırbaçtan farkı kalmadı.
SWIFT sistemi üzerinden İran'a uygulanan mali abluka, Amerikan halkının değil, İsrail'in İran'ı yıkıma uğratma arzusunun bir sonucu.
Pentagon, İsrail'in (en çok da ABD'deki İsrail'in) elinde sadece bir koçbaşı.
Amerika'nın İran'ı hedef alan "maksimum baskı" stratejisi, aslında Amerikan finans sisteminin Tel Aviv'in bölgesel ajandasına hizmet eden bir lobi aracına dönüştüğünün resmidir.
***

Yalçın Küçük bir defasında (galiba Sabetaycılık bahsindeydi) Türkiye'nin modernleşme tarihinin Yahudiler ile Hıristiyanların savaşı olduğunu, Türklerin bu savaşta sadece piyade vazifesi gördüğünü dile getirmişti.
Bundan mülhem, Amerika'daki mücadelenin Hıristiyanlar ile Yahudiler arasında değil, Yahudiler ile Yahudiler arasında geçtiğini söylemek mümkün.
İsrail'in eski başbakanı Ehud Barak'ın Epstein'ın New York'taki dairelerinde yatıp kalkması ve istihbarat trafiğini yönetmesi dahil Epstein dosyalarıyla ortalığa saçılan bilumum pislikler bunun ifadesidir.
Hülasa edecek olursak...
ABD tüm dünyayı rehin almaya çalışıyor; lakin kendisi de Netanyahularla malul soykırımcı Siyonistlerin elinde rehin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishdailynews.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.