Salih Tuna
Köşe Yazarı
Salih Tuna
 

ıyametten kurtulamayız

Tucker Carlson'ın dediğine göre, Netanyahu, İran'a nükleer saldırı düzenlemesi için ABD Başkanı Trump'a bastırıyormuş. Benzer iddiayı Senatör Chris Murphy de birkaç gün önce dile getirmişti. Adamcağız, "Trump, seçimden sonra İran ile savaşı yeniden başlatmayı planlıyor. Hiçbir detayı açıklayamasam da şunu söyleyebilirim, plan çılgınca!" dedikten birkaç gün sonra felç geçirmişti. Neyse. Tüm bu iddiaların önümüzdeki ABD seçimlerini etkilemeye yönelik olduğuna inananlar da yok değil. Gerçi bunlar 40 yıl boyunca hemen her yıl dillendirilen "İran'ın nükleer silah edinmesine sadece 2 hafta kaldı" şeklindeki iddiaya inanmakta da zorluk çekmemişlerdi. *** Enteresandır, böylesi martavallara şappadak inanan Amerikalılar nedense "ABD'nin İsrail'in vesayeti altında olduğuna" bile ihtimal vermiyorlar. Halbuki... Netanyahu bu gerçekliği açıkça belirtmişti: "Amerika, kolayca manevra yapabileceğiniz ve doğru yöne çevirebileceğiniz bir şeydir..." ABD'nin İran'ı takıntı hâline getirmesi işbu "gerçekliğin" sonucudur. (Bizim gerçekliğimiz de şudur: İran'ı aradan çıkardıklarında sırayı bize getirecekler.) Şu hâle bakın: Nükleer silahlara sahip devletler, bir başka devleti nükleer silah edinmeye çalışmakla suçlayabiliyorlar. Öyle bir mantık ki... İsrail'in Gazze'deki soykırımı "kendini savunma hakkı" üzerinden meşrulaştırmaya çalışmasının hık demiş burnundan düşmüş gibi. *** Güvenlik söylemi, her türlü saldırının üzerine çekilebilecek meşruiyet örtüsü olamaz. Mesela, yeraltındaki bir tesisin konvansiyonel silahlarla vurulmasının çok zor olması, nükleer silah kullanımına ahlaki bir ruhsat vermez. Yoksa hedefe ulaşmanın zorlaştığı her anda kitlesel yıkım kapasitesine başvurulabileceğini kabul etmiş oluruz. Bu da kabul edersiniz ki korkunç bir emsal oluşturur. Nükleer silaha sahip devletlerin, başka ülkelerin nükleer silah edinmesini engellemek adına nükleer saldırıyı meşru bir seçenek olarak değerlendirmesi ile İsrail'in güvenlik kaygılarını "ötekinin" yaşamı ve geleceği üzerinde sınırsız bir tasarruf hakkına dönüştüren yaklaşım aynı zihniyetin ürünüdür. Dünya bu zihniyete mesafe koymadığı takdirde... Nükleer silahsızlanmayı savunurken nükleer yıkımı, barışı savunurken savaşı, güvenliği tesis edeyim derken kıyameti yaşamaktan kurtulamaz.
Ekleme Tarihi: 03 Kasım 2026 -Salı

ıyametten kurtulamayız

Tucker Carlson'ın dediğine göre, Netanyahu, İran'a nükleer saldırı düzenlemesi için ABD Başkanı Trump'a bastırıyormuş.
Benzer iddiayı Senatör Chris Murphy de birkaç gün önce dile getirmişti.
Adamcağız, "Trump, seçimden sonra İran ile savaşı yeniden başlatmayı planlıyor. Hiçbir detayı açıklayamasam da şunu söyleyebilirim, plan çılgınca!" dedikten birkaç gün sonra felç geçirmişti. Neyse.
Tüm bu iddiaların önümüzdeki ABD seçimlerini etkilemeye yönelik olduğuna inananlar da yok değil.
Gerçi bunlar 40 yıl boyunca hemen her yıl dillendirilen "İran'ın nükleer silah edinmesine sadece 2 hafta kaldı" şeklindeki iddiaya inanmakta da zorluk çekmemişlerdi.

***

Enteresandır, böylesi martavallara şappadak inanan Amerikalılar nedense "ABD'nin İsrail'in vesayeti altında olduğuna" bile ihtimal vermiyorlar.
Halbuki...
Netanyahu bu gerçekliği açıkça belirtmişti: "Amerika, kolayca manevra yapabileceğiniz ve doğru yöne çevirebileceğiniz bir şeydir..."
ABD'nin İran'ı takıntı hâline getirmesi işbu "gerçekliğin" sonucudur. (Bizim gerçekliğimiz de şudur: İran'ı aradan çıkardıklarında sırayı bize getirecekler.)
Şu hâle bakın: Nükleer silahlara sahip devletler, bir başka devleti nükleer silah edinmeye çalışmakla suçlayabiliyorlar.
Öyle bir mantık ki...
İsrail'in Gazze'deki soykırımı "kendini savunma hakkı" üzerinden meşrulaştırmaya çalışmasının hık demiş burnundan düşmüş gibi.
***

Güvenlik söylemi, her türlü saldırının üzerine çekilebilecek meşruiyet örtüsü olamaz.
Mesela, yeraltındaki bir tesisin konvansiyonel silahlarla vurulmasının çok zor olması, nükleer silah kullanımına ahlaki bir ruhsat vermez.
Yoksa hedefe ulaşmanın zorlaştığı her anda kitlesel yıkım kapasitesine başvurulabileceğini kabul etmiş oluruz.
Bu da kabul edersiniz ki korkunç bir emsal oluşturur.
Nükleer silaha sahip devletlerin, başka ülkelerin nükleer silah edinmesini engellemek adına nükleer saldırıyı meşru bir seçenek olarak değerlendirmesi ile İsrail'in güvenlik kaygılarını "ötekinin" yaşamı ve geleceği üzerinde sınırsız bir tasarruf hakkına dönüştüren yaklaşım aynı zihniyetin ürünüdür.
Dünya bu zihniyete mesafe koymadığı takdirde...
Nükleer silahsızlanmayı savunurken nükleer yıkımı, barışı savunurken savaşı, güvenliği tesis edeyim derken kıyameti yaşamaktan kurtulamaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishdailynews.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.