Irkçı siyonist İsrail rejimi tam tekmil kafakola aldığı "büyük abisi" ABD ile eşgüdüm içinde Lübnan'dan İran'a kadar neresi varsa ateşe veriyor.
Kendilerine boyun eğmeyen liderleri bir bir infaz ediyor, katletmediklerine de (hâl diliyle) "Sıranızı bekleyin" deniyor.
Hiçbir insani değer, hiçbir evrensel hukuk ilkesi takmıyorlar.
Korkunç bir vahşilikle katliam üstüne katliam yapıyorlar. Gazze'de hâlâ çocukları yakıyorlar.
Çağdaş dünya sağır, çağdaş dünya kör, çağdaş dünya dilsiz....
Siyonist aparatlar o malum küstahlıkla, parmaklarını sınır hattımıza kadar uzatıp "Sıra Türkiye'de" diye tehdit ediyor.
Bunda da şaşacak bir şey yok.
Zira "vaat edilmiş topraklar" hayalleri vatanımızın bir kısmını da içerdiği için nihayetinde bizim de topraklarımızı işgal etmeyi planladıklarını biliyorduk. Lakin hiçbir zaman bu denli açık seçik şekilde dile getirmemişlerdi.
Hülasa, bölgemiz tarihinin en zifiri karanlığına hapsolmuş durumda.
Tesellimiz, küresel istikbarın olanca dayatmalarına karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsında Ankara'da eğilmeyen bir omurganın varlığıdır.
***
Peki, bu ahval ve şerait içinde, ana muhalefet partimiz CHP ne yapıyor?
Mahalle yanarken saçlarını tarayan bir umarsızlık içinde, kendini hapsettiği gündeminde caka satıyor.
Şu hâle bakar mısınız:
Koskoca CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel, çiçeği burnunda Adalet Bakanı Akın Gürlek'i takıntı haline getirmiş.
Tamam, Sayın Bakan'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemde açtığı davanın intikamını "kör kör parmağım gözüne" almaya çalışıyor, anladık.
Fakat "itibar suikastı" da bir yere kadar, baydı artık.
Bakanlık "belgeler resmi kayıtlarla uyuşmuyor, mühürler sahte, imzalar dijital el çabukluğu" diye ilan ediyor ama nafile.
Şayet maksat, İBB hakkındaki binlerce sayfalık, birçoğu da bizzat "itiraftan" müteşekkil yolsuzluk dosyalarının üzerini sahte mülkiyet spekülasyonlarıyla örtmekse, sevabıma söyleyeyim: Burdan ekmek yiyemezsiniz.
***
Yeri geldi mi Ecevit'le aynı siyasi gelenekten geldiklerini iddia ederek hava atarlar. Ama hiç kusura bakmasınlar, Ecevit bunlar gibi tavırsız, omurgasız ve bencil değildi.
Mesela, 1990 Körfez Savaşı'nda muhalefetteyken bile bir "barış elçisi" olarak Bağdat'a gidip Saddam'la masaya oturmuş, rehin vatandaşlarımızı o ateşin içinden çekip çıkarmıştı.
Washington eksenli değil, bölge merkezli bir siyasetin peşindeydi. Özal'ın "bir koyup üç alma" kumarını sert bir şekilde eleştirmiş, Çekiç Güç'ün bölücülüğe taşlar döşeyeceğini yıllar önceden haykırmıştı.
Gelgelelim...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ecevit'in o anti-emperyalist duruşundan fersah fersah uzakta.
Dışarıda toprak bütünlüğümüz tehdit altındayken, içeride sahte belgelerle algı kasmak tam bir siyasi ferasetsizlik örneği değil mi?
Halbuki, ister iktidarda ister muhalefette olsun "liderlik" tam da bu fırtınalı günlerde belli olur.
