Salih Tuna
Köşe Yazarı
Salih Tuna
 

Aşırı acıklı sefalet

unlara soracak olursanız memleketin en rasyonel, en akıllı, en aydınlanmacı ve hatta en aydınlık insanları kendileri. Çokluk "İslamcı" tesmiye ettikleri halihazırdaki iktidarı destekleyenler mi? Nakilci, teslimiyetçi, aklı kadükleştiren ve insanı edilgenliğe mahkûm eden, teknikten, medeniyetten çakmayan geleneksel muhafazakârlar... Böyle görüyorlar, daha doğrusu böyle görmek istiyorlar. Neden mi? "Kolektif ötekileştirme" yapıyorlar ki dişlerine göre "saman adam" dövebilsinler. Hiç unutmam, bir defasında Sözcü gazetesi yazarı (ışıklar içinde yatası) Bekir Coşkun fotoğraf çektiren başörtülü bir kadını, "Fotoğraf makinesi gâvur icadı değil mi?" diyerek aklı sıra aşağılamaya çalışmıştı. Ona göre başörtülü bir kadının fotoğraf makinesi kullanması absürtlüktü. Hayır, bu münferit değildi. Malum zihniyetin "gerici" tesmiye ettikleriyle alay etme, onlara üstünlük kurma, dahası caka satma tarzlarındandı. Hey kurban olduğum Allah, sanki dersin suyun kaldırma kuvvetini bunların dedesi bulmuş. *** Yazık, CHP'li seküler çevrelerin dönüp aynaya bakacak cesaretleri de yok. Biraz cesaret edebilselerdi, acımasızca eleştirdikleri statik, zamanı donduran "muhafazakâr bağnazlığın" seküler versiyonuna kendilerini hapsetmiş durumda olduklarını fehmedebilirlerdi. Yankı odalarında, birbirlerini ağırlayıp avuttukları o konformist fildişi kulelerinde bayat nostalji ayinleri yapmayı marifet sanıyorlar. Ortada ne entelektüel bir özgürlük var ne de özgün bir felsefi üretkenlik. Varsa yoksa gardırop Atatürkçülüğü, Erdoğan düşmanlığı ve ucuz hamaset. Akıl derseniz, bütünüyle işlevsiz. Çünkü sorgulamak, gerçeklerle yüzleşmek canlarını felaket yakıyor. Sorsanız "çoğunlukçuluğa" karşı, "çoğulculuktan" yanalar. Fakat kendi içlerinden gelen tek farklı sese bile zerre tahammülleri yok. *** Hangi ara bu denli "eleştiri kültüründen" uzaklaştılar, yoksa bidayetlerinden beri böyle miydiler, bilmiyorum. Benim bildiğim şudur: Kendilerini yüzleşmeye çağıran, daha dün "en kahraman muhalif" mesabesinde gördükleri köşe yazarlarına ve siyasetçilerine demediklerini bırakmıyorlar. Küfür gırla gidiyor; en hafifi de "hain". İşin en acıklı, en trajikomik paradoksu ne biliyor musunuz? Yıllar yılı neyi eleştirdilerse kralını yaptılar. Ele geçirdikleri belediyelerde rüşvetin ve nepotizmin dibini buldular diyeyim de varın gerisini siz hesap edin. Matine-suare eleştirdikleri güç ideolojisi, popülizmi ve kontrol mekanizmalarını seküler sosla yeniden ürettiler. Taşralı ufkuna hapsedilmiş o muhafazakâr popülizm gibi, bunlar da kendi mahallelerinin o burnu büyük seküler taşralılığına teslim olmuş vaziyetteler. Sonuç mu? Tam bir ahlaki ve entelektüel sefalet.
Ekleme Tarihi: 23 Haziran 2026 -Salı
Salih Tuna

Aşırı acıklı sefalet

unlara soracak olursanız memleketin en rasyonel, en akıllı, en aydınlanmacı ve hatta en aydınlık insanları kendileri.
Çokluk "İslamcı" tesmiye ettikleri halihazırdaki iktidarı destekleyenler mi?
Nakilci, teslimiyetçi, aklı kadükleştiren ve insanı edilgenliğe mahkûm eden, teknikten, medeniyetten çakmayan geleneksel muhafazakârlar... Böyle görüyorlar, daha doğrusu böyle görmek istiyorlar.
Neden mi?
"Kolektif ötekileştirme" yapıyorlar ki dişlerine göre "saman adam" dövebilsinler.
Hiç unutmam, bir defasında Sözcü gazetesi yazarı (ışıklar içinde yatası) Bekir Coşkun fotoğraf çektiren başörtülü bir kadını, "Fotoğraf makinesi gâvur icadı değil mi?" diyerek aklı sıra aşağılamaya çalışmıştı. Ona göre başörtülü bir kadının fotoğraf makinesi kullanması absürtlüktü.
Hayır, bu münferit değildi. Malum zihniyetin "gerici" tesmiye ettikleriyle alay etme, onlara üstünlük kurma, dahası caka satma tarzlarındandı.
Hey kurban olduğum Allah, sanki dersin suyun kaldırma kuvvetini bunların dedesi bulmuş.

***

Yazık, CHP'li seküler çevrelerin dönüp aynaya bakacak cesaretleri de yok.
Biraz cesaret edebilselerdi, acımasızca eleştirdikleri statik, zamanı donduran "muhafazakâr bağnazlığın" seküler versiyonuna kendilerini hapsetmiş durumda olduklarını fehmedebilirlerdi.
Yankı odalarında, birbirlerini ağırlayıp avuttukları o konformist fildişi kulelerinde bayat nostalji ayinleri yapmayı marifet sanıyorlar.
Ortada ne entelektüel bir özgürlük var ne de özgün bir felsefi üretkenlik.
Varsa yoksa gardırop Atatürkçülüğü, Erdoğan düşmanlığı ve ucuz hamaset.
Akıl derseniz, bütünüyle işlevsiz.
Çünkü sorgulamak, gerçeklerle yüzleşmek canlarını felaket yakıyor.
Sorsanız "çoğunlukçuluğa" karşı, "çoğulculuktan" yanalar.
Fakat kendi içlerinden gelen tek farklı sese bile zerre tahammülleri yok.
***

Hangi ara bu denli "eleştiri kültüründen" uzaklaştılar, yoksa bidayetlerinden beri böyle miydiler, bilmiyorum.
Benim bildiğim şudur: Kendilerini yüzleşmeye çağıran, daha dün "en kahraman muhalif" mesabesinde gördükleri köşe yazarlarına ve siyasetçilerine demediklerini bırakmıyorlar.
Küfür gırla gidiyor; en hafifi de "hain".
İşin en acıklı, en trajikomik paradoksu ne biliyor musunuz?
Yıllar yılı neyi eleştirdilerse kralını yaptılar. Ele geçirdikleri belediyelerde rüşvetin ve nepotizmin dibini buldular diyeyim de varın gerisini siz hesap edin.
Matine-suare eleştirdikleri güç ideolojisi, popülizmi ve kontrol mekanizmalarını seküler sosla yeniden ürettiler.
Taşralı ufkuna hapsedilmiş o muhafazakâr popülizm gibi, bunlar da kendi mahallelerinin o burnu büyük seküler taşralılığına teslim olmuş vaziyetteler.
Sonuç mu?
Tam bir ahlaki ve entelektüel sefalet.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishdailynews.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.