Genel başkanı Meclis'e sokmayacağını söylüyor; İzmir'de miting yapıp genel başkan aleyhinde "hain" diye slogan attırıyor; buna karşılık "bizi partiden ayrılmaya zorlayan bir tutum var" diyerek kendini üste çıkarıyor. Bu düşünme ve değerlendirme tarzı, bugüne kadarki bütün sorunların kaynağıdır.
Şunu kabul etmeleri gerekiyor; CHP'li belediye başkanları, en başta da Ekrem İmamoğlu, yolsuzluk soruşturmasında sınıfta kaldı. Özgür Özel ise bu soruşturmalar için "siyasi operasyon" demekten öteye geçip tedbir alamadı, başında olduğu CHP'yi sakin sulara çekemedi.
"Arkadaşımı satmam" demekten ve öfke mitingleri yapmaktan başka ne yaptı Özgür Özel? İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı 19 Mart'tan bugüne hangi karşı politikayı üretti? "Bu soruşturmalar siyasidir" demeyi bir türlü aşamadı.
Oysa yargı, yolsuzluğun dudak uçuklatan boyutlarını delilleriyle gözler önüne serdiğinde, Özgür Özel'in papağan gibi tekrarladığı "bütün arkadaşlarımıza kefilim, yolsuzluk yoktur" inatlaşmasını bir kenara bırakıp CHP'yi Silivri'den bağımsız bir yola koyması gerekirdi. Ekrem İmamoğlu'nun vesayeti altında CHP'yi de Silivri'ye hapsetmesi yanlıştı. "Bu operasyonlar siyasidir" savunması sadece CHP'yi kilitledi. Bütün parti Silivri'ye angaje oldu ve bu fasit dairenin dışına çıkamadı.
Aslında siyaset yapıcılar, kamuoyu, hatta kendi arkadaşları bile Özgür Özel'i kaç kez uyarıldı; CHP'yi Silivri'den değil, Ankara'dan yönet diye. Burnunun dikine giden kendisi oldu.
"Mutlak butlan" kararı sonrası aynı öfke siyaseti devam ediyor; yaratıcı, yeni bir siyasi akıl geliştiremediler. Bunda son iki yılın kemikleşen ezberleri, söylem tekrarı etkili oldu. İki yıl boyunca aynı lafları tekrarladıkları için kendilerini sinir küpüne çevirdiler. Akıl gitti, öfke yer etti bünyelerinde. Polisle çatışma, sokak eylemi ve sert söylemlerle bir yere varacaklarını sanıyorlar. Kim öğretti bunları acaba? Siyasilerin aklına kim soktu bunları? Küfürü dilinden eksik etme, sert tehditler savur, etrafa sürekli meydan oku...
Bu küçük "Adolf" hallerinin birini devletin başına taşıyacağını düşünüyorsanız eğer, hâlâ bu havadaysanız, gidip ayrı parti kurun ve milletin karşısında tartıya çıkın.
Tabelanın siyasette hiçbir önemi yoktur; anlatacak davası, söyleyecek sözü olanı millet uçurur. Fakat genel başkan aleyhinde miting yapıp "hain" diye slogan attırıp "onu Meclis'e sokmam" diye zorbaladıktan sonra "ama bizi partiden ayrılmaya zorluyorlar" laflarıyla mart kedileri gibi ağlamayın. Zira nerden baksan tutarsız, nerden baksan ahmakça bir kurnazlık bu.
