Birincisi Eylül 2025'te Berlin'de düzenlenen "Yahudi-Kürt Kongresi"nin ikincisi dün Londra'da başladı.
Organizasyonun arkasında, İsrail Tel Aviv merkezli "Yahudi-Kürt Ağı" (Jewish Kurdish Network) adlı kuruluş var. "Avrupa'daki Kürt ve Yahudi diasporasını bir araya getirme amacı" taşıdığı belirtilen bu ağda, "Almanya Kürt Toplumu" (Kurdische Gemeinde Deutschland) ve Yahudi-Alman Değerler Girişimi (WerteInitiative) gibi sivil toplum örgütleri öne çıkıyor. (Ki daha önceki yazılarımda "Almanya Kürt Toplumu"nun Avrupa'daki en büyük STK'lardan biri olduğunu ve İsrail etkisindeki bir yapı olduğunu belirtmiştim.)
Kongreye İngiltere parlamentosundan siyasi figürler de destek veriyor; ancak asıl dikkat çekenler, Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Kürt Araştırmaları'nda çalışan "akademik" isimler.
Kongre sonunda, "iki toplum arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan" bir "Diaspora Deklarasyonu" yayınlanması bekleniyor.
"Yahudi-Kürt Ağı"nın faaliyetleri sivil ve kültürel görünse de aslında amaç çok daha farklı. Uzmanlara göre bu oluşum, "İsrail'in Ortadoğu'daki jeopolitik ve stratejik hamlelerine hizmet edebilecek siyasi bir zemin hazırlama" gayesinde.
Şubat ayında basına "İmralı notları" olarak yansıyan –ancak taraflarca yalanlanan, kimilerince de "montaj" olduğu öne sürülen– metni Avrupa'da sızdıran internet sitesi de işte bu kongrenin paydaşlarından "Almanya Kürt Toplumu"nun yayın grubu.
Tel Aviv merkezli kuruluşların yönettiği "Yahudi-Kürt Kongresi"nin amaç ve hedefini uzun uzun anlatmaya sanırım gerek yok. İsrail, Kürtleri ayrı bir devlet ümidiyle hareketlendirmeye, Türkiye'ye karşı bir "vekil güç" olarak kullanmaya çalışıyor.
Türkiye'nin "iç cepheyi güçlendirme" amacıyla başlattığı çözüm süreci şimdiden önemli mesafe katetti. İmralı'nın "örgütün feshi ve silahları bırakma" kararına şimdilik uyulduğu gözleniyor. Meclis'te 467 oyla kabul edilen "Çerçeve Yasa" ise sürecin yakaladığı siyasi ve toplumsal desteği açıkça gösteriyor.
Ne var ki süreci bozmaya, akim kılmaya yönelik sabotaj girişimleri de devam ediyor. "İmralı görüşmeleri" adı altında piyasaya sürülen metnin temel amacı, toplumsal ve siyasi infial üreterek çözüm sürecini akim kılmak. Bu gerçeği şimdi çok daha net görüyoruz.
