Özgür Özel'in Meclis'te gerçekleştirdiği korsan grup toplantısının asıl sorumlusu TBMM Başkanlığı'dır. Numan Bey, Meclis tarihinde benzeri görülmemiş bir uygulamaya kapı aralamıştır.
Dün de yetkisiz biçimde toplanan Özel, TBMM Başkanlığı'nın kendisine sunduğu bu imkanı fırsat bilerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef almaya devam etti. Peki Özgür Özel, "şaibeli kurultay" hakkındaki mahkeme kararına ne diyor? Diyor ki: "Saray darbesiyle parti fiilen kapatılmıştır. Sonuna kadar direneceğiz, ya yol bulacağız ya yol açacağız."
Kurultaya fitne sokan, delegeleri parayla satın alan, kural tanımayan; diz boyu yolsuzluğa batmış CHP'li belediyelere arka çıkan; genel merkeze verilen rüşvetleri görmezden gelen Özel, tüm bu yaşananları Meclis'teki korsan toplantıda "Saray darbesi"ne bağlamaktadır.
Oysa Özgür Özel'in bu saldırganlığının gerçek sebebi çok daha dünyevidir: Başında bulunduğu genel merkezin rüşvet karşılığı adaylık dağıtması, bavullarla ve poşetlerle rüşvet alınması, yolsuzluğun adeta teşvik edilmesi... Bariz bir dolandırıcı olduğu ortaya çıkan "Havlucu Başkan"ı birinci sıradan aday göstermeleri, kargo paketleriyle ve poşetlerle rüşvetin havada uçuşması...
Suçüstü yakalananların, yavuz hırsız misali "Saray darbesi" diye bağırmasının hiçbir değeri yoktur. Yolsuzluğa ve rüşvete bulaşanların; bavul, poşet ve kargo kolileriyle para alanların bu çığlıkları, siyaseti değil, sadece çaresizliği yansıtır. Hukuk karşısında yapılması gereken "darbe" ajitasyonu değil, o rüşvetin alınmadığını ispat etmektir. Bunu kanıtlayana kadar yapılan her "darbe" söylemi boş ve manasızdır.
CHP'de mesele havlu ve poşetten ibarettir. "Saray darbesi" bahanesiyle bu gerçeğin üzerini asla örtemezsiniz!
