Kurtuluş Tayiz
Köşe Yazarı
Kurtuluş Tayiz
 

Güldüremeyince kızdıranlar…

Son günlerde televizyonlarda, sosyal medyada, hatta gazete sayfalarında tek bir komedyene yönelik öfke dalgası var. "Kızma" kelimesi hafif kalır, adeta bir nefret selleri izliyoruz. Peki ne ara komedyenler güldürmeyi bırakıp kızdırmaya başladı? Deniz Göktaş ismi herkesin dilinde. Videoyu izledim; mesele mizah değil, mizah kılıfıyla yapılan bir provokasyon. Gösteri, Gezi sürecinde ajansların sahaya sürdüğü o klasik "süper proje" tiplerini hatırlattı. Çünkü burada güldürmek değil, Kur'an-ı Kerim'le dalga geçmek esas amaçtı. Sanki Anadolu insanını "aydınlatma" misyonu üstlenmiş. Oysa Cumhuriyet tarihi boyunca bu topraklarda "aydınlatma" çabası hiç eksik olmadı; tam tersine dinin yasaklanması, camilerin kapatılması, ezanın susturulması ve başörtü yasağı sorun oldu. Deniz Göktaş da Charlie Hebdo ile Leman arası sıkışmış bir tavırla, ne mizah yapabildi ne de aydınlatabildi; sadece tahrik etti. Siyasi göndermelere gelince: Erdoğan'a "diktatör" lafı yetmemiş, denge sağlamak için İmamoğlu'nu da diplomayla alaya almış. Ama bu "herkese eşit uzaklık" çabası değil, aksine maksadını gizleme amaçlıdır. Bu kişi hakkında soruşturma var mı bilmiyorum ama Ruşen Çakır'ın "ifade özgürlüğü bitti" ağlaklığıyla karşılaşınca anladım ki yargı el atmış. Gezi'de piyasaya sürülen proje çocukların hepsinde bir sansasyonellik vardı. Özgür Özel'in Meclis'te Deniz Göktaş'a sahip çıkması bu tezi doğruluyor. CHP paramparça ama Özgür Özel komiklik peşinde. Gerçek komedyen güldüremeyince susar, kızdıramayınca değil. Deniz Göktaş ise sanat üretmeyi değil, gündeme gelmeyi tercih etti; öğrenci kantinlerinde alkış aldı ama toplumun ekseriyetinde sadece öfke bıraktı. Sanat bu değil, terbiyesizlik bu.
Ekleme Tarihi: 01 Temmuz 2026 -Çarşamba
Kurtuluş Tayiz

Güldüremeyince kızdıranlar…

Son günlerde televizyonlarda, sosyal medyada, hatta gazete sayfalarında tek bir komedyene yönelik öfke dalgası var. "Kızma" kelimesi hafif kalır, adeta bir nefret selleri izliyoruz.

Peki ne ara komedyenler güldürmeyi bırakıp kızdırmaya başladı? Deniz Göktaş ismi herkesin dilinde. Videoyu izledim; mesele mizah değil, mizah kılıfıyla yapılan bir provokasyon.

Gösteri, Gezi sürecinde ajansların sahaya sürdüğü o klasik "süper proje" tiplerini hatırlattı. Çünkü burada güldürmek değil, Kur'an-ı Kerim'le dalga geçmek esas amaçtı.

Sanki Anadolu insanını "aydınlatma" misyonu üstlenmiş. Oysa Cumhuriyet tarihi boyunca bu topraklarda "aydınlatma" çabası hiç eksik olmadı; tam tersine dinin yasaklanması, camilerin kapatılması, ezanın susturulması ve başörtü yasağı sorun oldu. Deniz Göktaş da Charlie Hebdo ile Leman arası sıkışmış bir tavırla, ne mizah yapabildi ne de aydınlatabildi; sadece tahrik etti.

Siyasi göndermelere gelince: Erdoğan'a "diktatör" lafı yetmemiş, denge sağlamak için İmamoğlu'nu da diplomayla alaya almış. Ama bu "herkese eşit uzaklık" çabası değil, aksine maksadını gizleme amaçlıdır.

Bu kişi hakkında soruşturma var mı bilmiyorum ama Ruşen Çakır'ın "ifade özgürlüğü bitti" ağlaklığıyla karşılaşınca anladım ki yargı el atmış. Gezi'de piyasaya sürülen proje çocukların hepsinde bir sansasyonellik vardı. Özgür Özel'in Meclis'te Deniz Göktaş'a sahip çıkması bu tezi doğruluyor. CHP paramparça ama Özgür Özel komiklik peşinde.

Gerçek komedyen güldüremeyince susar, kızdıramayınca değil. Deniz Göktaş ise sanat üretmeyi değil, gündeme gelmeyi tercih etti; öğrenci kantinlerinde alkış aldı ama toplumun ekseriyetinde sadece öfke bıraktı. Sanat bu değil, terbiyesizlik bu.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turkishdailynews.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.