'Ne mutlu bize ki; soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var" dedi Erdoğan...
Doğrudur.
Zaten "ne mutlu bize ki" dediği, ve gereğini yaptığı için neredeyse çeyrek asırdır iktidarda. Erdoğan'ı dünya lideri yapan bir haslettir haddizatında.
Gazeteci yazar için durum farklı sanırım. Tamam bir tarafım var ama siyasetçi değilim. Ülkeyi ben yönetmiyorum, öyle bir iddiam beklentim de yok.
Yani demem o ki, (kendi payıma söylüyorum) yazımı sözlerimi eleştirdiklerinde, "ne mutlu ki bana" diyemem ben!.. Bir bilseniz, gaddarca eleştiren bir "okur" tabanımız var!.. Beğenirsin beğenmezsin, ben fikrimi söylüyorum.
Tamam.., okuyucu müşteridir, velinimettir. Tabii ki sorgular, eleştirir. Yanlışa yanlış, doğruya doğru der...
Ama bizim okuyucumuz bazen bunu çok acımasızca yapıyor.
Bazen bir ironiyi metaforu yanlış anlayıp direkt söven de var.
En rahatsız edici de "neden bundan da bahsetmiyorsun?" sorusudur.
E onu da sen anlat öğrenelim. Ya da bahsedenden haber ver. Ben klavye başına geçiyorum, ne yazacağıma yolda karar veriyorum. Bıkmadan usanmadan her defasında "bundan niye bahsetmiyorsun?!" diye soruyorlar. ("O dediğinden bahsedenleri" okuduktan sonra bana gel. Daha iyi olmaz mı sevgili okurum?..)
Hatırlarım, patates-soğan fiyatları ve marketlerde poşetin 1 lira satılma kararıyla ilgili kaleme aldığım yazılarımı bazı okurlarım gaddarca eleştirilmişti. "Patatese soğana poşete satılmaz bu vatan" dediğimde ortalığı ayağa kaldırdı bir kısım okurum. "Küçük hesap yapmayın, geleceğinizi çocuklarınızı düşünün" dedim, haddimi bildirdiler!..
Bugün de aynı. Bin kere söyledim. 35 yıldır çalışıyorum ama halen emekli değilim, istedim ama olamadım. Herhangi bir "tarafsız" CHP'li-YP'li muhalif gazeteci değilim. Dolayısıyla tahmin edemeyeceğiniz kadar mütevazı bir hayatım var, Hamdolsun...
Neden bana bunları söyletiyorsun sevgili eleştirel okurum! Ben inandığımı yazıyorum.
Herifçioğlunda rüşvet, irtikap, ihaleye fesat, pavyon, metres, sarhoş, şaplak, patlak.., ne arasan var.
Ne diyor tabanı?..
"Olsun, yine de verecem. Velev ki tuvalet terliği olsun."
Ne sorgulayan, ne eleştiren, ne de yanlışa yanlış diyen var.
Tabii ki böyle olmasın. Delilik hali bu. Kör ideolojik saplantıyla mankurtlaşma!
Ama mukayese et. Ülkende yaşananlara, değişenlere, hayatına dokunanlara bak.
Ben de kafama göre yazıyorum. Bilmiyorum da söylüyorum!
Tabii ki sorgula itiraz et, ama vicdanını kaybetme sevgili eleştirel okurum.
