Müslüman olan birini istemiyorlar
Müslüman olan birini istemiyorlar
Geçtiğimiz yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne atanması gündeme gelen Dr. Jaan Islam, verdiği bir röportajda okuldaki akademisyen kadrosunun Müslümanlara karşı önyargılı olduğunu ve Batı'dan gelen müslüman akademisyenlerin başarısını sindiremediklerini söyledi.
Geçtiğimiz yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne atanması gündeme gelen Dr. Jaan Islam, verdiği bir röportajda okuldaki akademisyen kadrosunun Müslümanlara karşı önyargılı olduğunu ve Batı'dan gelen müslüman akademisyenlerin başarısını sindiremediklerini söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi'nde 5 yıldır inatla devam eden bir eylem süreci var.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından üniversiteye rektör ataması yapılmasını kabullenemeyen bazı akademisyenler, 5 yıldır üniversitenin bahçesinde dikilme eylemi yapıyor.
6 ayda bir maaşlarına zam geliyor ancak onlar bilim üretmek yerine eylem yapmaya devam ediyorlar.
Boğaziçi Üniversitesi'nde son yıllarda yaşanan süreçle ilgili bir belgesel yayınlandı.
TVNET'te yayınlanan belgeselde, üniversitede yaşananlar tek tek ortaya serildi.
Bu belgesele konuk olan isimlerden biri de büyük dedesi 1920 yılında kurulan ilk TBMM’de milletvekili olarak görev yapmış Memduh Necdet Erberk olan, babası Bangladeş asıllı, annesi Türk, kendisi Kanada’da doğup büyüyen Dr. Jaan İslam.
"MÜSLÜMAN OLAN BİRİNİ İSTEMİYORLAR"
Okulun akademisyen kadrosunu eleştiren Islam, okulda Müslümanlara karşı önyargılı olunduğunu belirterek "Burada çok kutuplaşma var. Yeni rektörün atadığı birini kabul edemiyorlar. Müslüman olan ve bundan gurur duyan birini istemiyorlar." dedi.
"SİNDİRMELERİ ZOR OLDU"
Batı'dan gelen müslüman akademisyenlere daha fazla önyargı olduğuna vurgu yapan Islam, "Müslüman kimlikli birisinin Batı'dan gelip alanında en kalifiyeli isimlerden biri olmasını ve alanında eğitim vermesini sindirmeleri zor oldu." ifadelerini kullandı.
"AKADEMİSYENLER YÖNETİCİLERİNİN KİM OLDUĞUYLA İLGİLENMEZ"
ABD ve Kanada'da eğitim görerek birçok önemli üniversitede çalıştığını söyleyen Islam, şunları kaydetti:
Rektör seçimi diye bir şey ne gördüm ne duydum. Eğitmenler Yöneticilerinin kim olduğuyla ya da ne yaptığıyla ilgilenmez. Kendi işleriyle ilgilenir.
İşleri öğrencilerle ilgilenmek. Ders anlatmak, araştırmalar yapmak ve yayınlamak. İşleri budur, yöneticilerinin kim olduğuyla ilgilenmezler.
"AKADEMİK KARİYERLERİNİ VE ÖĞRENCİLERİ İKİNCİ PLANA ATIYORLAR"
Boğaziçi'ndeki bazı eğitmenlere eleştiride bulunan Jaan İslam, "Sanırım buradaki bazı akademisyenler politika ile o kadar fazla ilgileniyorlar ki akademik kariyerlerini ve öğrencileri ikinci plana atıyorlar.
Buradaki bir grup hocanın rektör seçimindeki ısrarının sebebi ideolojik ve politik." şeklinde konuştu.
"MÜSLÜMAN VE MUHAFAZAKAR KİMLİKLİLERİ İSTEMİYORLAR"
Eleştirdiği akademisyenlerin önceliklerinin eğitim olmadığını vurgulayan Islam, şu ifadelere yer verdi:
Cumhurbaşkanının rektör atamasını istememelerinin sebebi muhafazakar ve müslüman kimlikli eğitmenlerin buraya atanmamalarını istememeleri.
Hem de nitelikli olsalar, para kazandırsalar ve öğrenciler için iyi olsalar bile bu durumdaki insanların sıralamalarının düşmesini ve zor durumda kalmayı tercih ederler.
KARALAMA KAMPANYASININ ARKASINDAKİ İSİM
Boğaziçi Üniversitesi'ne yönelik son yıllarda devam eden dezenformasyon ve karalama kampanyalarının perde arkasındaki isim de tanıdık çıktı.
Medyada sık sık mağdur akademisyen sıfatıyla boy gösteren Tuna Tuğcu’nun, üniversite geçmişinden bugünkü faaliyetlerine kadar uzanan kabarık dosyası, pes dedirtiyor.
Tuğcu’nun geçmişi, üniversite kaynaklarının nasıl şahsi kazanca dönüştürüldüğüne dair çarpıcı iddialarla dolu. Yıllarca hiçbir resmi görevi olmamasına rağmen üniversitenin Bilgi İşlem Merkezi’ni fiilen yöneten Tuğcu’nun;
* Kendi kurduğu şirket üzerinden üniversiteye satış yaptığı,
* İhalesiz ve tekrarlı alımlarla üniversite bütçesinden kişisel gelir sağladığı,
* Bu fiillerin basına yansımasına rağmen zaman aşımı nedeniyle hukuki yaptırımdan kurtulduğu belirtiliyor.

VERİLER SATILIYOR İFTİRASI
2022 yılında rektörlüğün siber güvenliği artırma ve altyapıyı profesyonelleştirme hamlesi Tuğcu’yu rahatsız etti. Hiçbir delil sunmadan "veriler satılıyor" iftirasını ortaya atan Tuğcu’nun, beraberindeki bazı isimlerle Bilgi İşlem Merkezi’ni bastığı, personele zorbalık yaptığı ve belgelere el koymaya çalıştığı öğrenildi.
Tuğcu’nun son dönemdeki algı operasyonları ise pes dedirten cinsten:
* Boğaziçi Teknopark’ın 500 öğretim üyesine gönderdiği 4.000 TL değerindeki standart ofis malzemelerini, "Rektör akrabalarına hediye dağıtıyor" şeklinde pazarlayarak açıkça iftira attı.
* Eylül ayında, haftalar öncesine ait inşaat görüntülerini paylaşarak derslerin aksadığı imajını yaratmaya çalıştı. Gerçekler ortaya çıkınca ise Kurumsal İletişim Koordinatörü’nü hedef alan taciz boyutunda bir kampanya başlattı.
* Kampüsteki bir işletmeyi işgal edenlere dışarıdan getirdiği kahveleri dağıtarak ticari hakları ihlal eden Tuğcu, hakkında açılan soruşturmayı "Öğrencilere kahve verdiğim için ceza alıyorum" diyerek çarpıttı.
HUKUKİ SÜREÇ KORKUSU MU VAR?
Hakkında açılan her davada "mağdur" ve "haksızlığa karşı savaşan kahraman" rolüne bürünen Tuğcu’nun, aslında geçmişteki ve bugünkü usulsüzlüklerin üzerini örtmeye çalıştığı değerlendiriliyor.
Boğaziçi Üniversitesi kamuoyu, şimdi "mağduriyet" edebiyatının arkasındaki bu somut gerçeklerin hukuki yansımasını bekliyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

